Abdulbari HAN: BİR MİSYONERİN VARTO İZLENİMLERİ

Bundan 90 yıl önce 1925 de şex Said’in oğlu şex Ali Rıza efendiye “Şex Said kıyamı hakkında ortalıkta bu kadar yalan yanlış bilgiler dolaşırken, siz olayı bizzat yaşayan biri olarak bu konu ile alakalı yanlışları düzeltmek adına neden doğruları yazmıyorsunuz ki halkımız gerçekleri öğrenmiş olsun?” diye sormuşlar, o da “şayet ben bu mesele ile ilgili bildiğim doğruları yazarsam harekata katılan bütün Kürt ailelerini birbirine düşman etmiş olurum bırakın bu kadar yanlışın arasında halkımız mutlaka doğru ve gerçek olanı bulacaktır. ” demişti.

Bugün Christoper adlı define arayıcısı yabancı bir misyoner çıkmış çok sesli bir yaıya sahip olan Varto ilçesi hakkında yalana dayalı, maksatlı ve yanlış bilgiler kaleme alarak değil aileleri, kişileri birbirine düşman etmeye çalışmaktadır. Ama farkında olmadığı bir şey vardır ki, o da tarihi kahramanlıklarla dolu bu kadim ilçede doğruları yazan ve bilen değerli insan Ömer ÖZMEN gibi araştırmacı yazarların, Nazım HAN gibi ulu bilge çınarların, Şerif SEVER gibi yüzlerce kanaat önderlerinin varlığını unutarak “Rebel Land Unravelig the Ridle of histori in a Turkish Town-İsyan Toprakları Türkiye’nin unutulmuş Halkları arasında” adlı, bir misyonerlik kitabını yazıyor ve bunun deşifre edileceğini aklına bile getirmiyor.
Türkçede bir söz var “Dervişin fikri neyse zikri de odur” diye. Dikkat edilirse benimle ilgili olarak kitabının 286-292-294-296 sahifelerde 2007 genel seçimleriyle ilgili izlenimlerini yukarı çarşıdaki bir meyhanede kendi gibi sarhoş birkaç arkadaşıyla birlikte kafayı demlerken yazmış ve onlardan aldığı bilgiler doğrultusunda değerlendirmelerde bulunmuştur.
Türkçede “kılavuzu karga olanın burnu çöplükten kurtulmaz” diye bir söz daha vardır. Kitabın yazarı olan bu misyonerin kendi başına hareket etmediği aşikardır. Bu şahıs, bölge ile ilgili araştırma yapmak üzere NATO tarafından görevlendirildiğini belirtmiş ve özellikle devletin asker ve polisinden aldığı destekle çok rahat bir şekilde ilçeyi dolaşmıştır. Bu kapsamda hemen her parti mensubu, din adamı ve kanaat önderleriyle görüşerek bilgi toplamıştır. Fakat anlaşılan odur ki değerlendirmelerini bu insanların bilgilerine göre değil de, 296. Sahifede belirtiği gibi yukarı çarşıda bir meyhane köşesinde sarhoş arkadaşlarıyla kafa demlerken yapmış ve bunları da kitaplaştırmıştır. O tarihte FETO ve PKK işbirliği bilinmediği için herkes gibi bende asker ve polislerin Christopher’e olan destek ve kılavuzluğunu izah etmekten zorlanıyordum.
Ben bağımsız belediye başkanı seçildiğim 1999-2004 dönemde çok büyük komplolar sonucu zaman zaman aile bireylerim gözaltına alınmış ve aylarca tutuklanarak yok yere cezaya çarptırılmışlardı. Ailemin ve yandaşlarımın üzerindeki baskıyı hafifletmek, 1990’lı yıllarda PKK ve devlet tarafında halkın aleyhine altüst edilen dengeleri düzeltmek ve ilçede bir hizmet hamlesini gerçekleştirmek için arkadaşlarım ve dostlarım bir partiye geçme fikrini ortaya attılar ve bende 2007 de ilçe başkanlığı yaptığım AK Partide siyaset yapmaya başladım ve ilçenin elli yıllık hizmet hamlesini gerçekleştirdim. Başarı ve hizmetlerimi hazmedemeyen siyasi rakiplerim özellikle PPK/DEHAP çevresi Yurt dışındaki ve içindeki bazı akrabalarımı da yanlarına alarak büyük bir karalama kampanyasına ve yalan propagandaya giriştiler. Bu akrabalarım “mışkê kor xweli dıkole li nava çavê xwe dike” Kürt ata sözünü unutarak bu stalinist şii zihniyetin dolduruşuna geldiler
2007 genel seçimlerinden önce İlçemize gelen ve kendisini İngiliz olarak tanıtan, hadi zatında Ermeni kökenli olduğu sölenen ve İranlı Şii bir kadınla evli olduğu anlaşılan Christopher de Bellaigue adlı bu misyoner, PKK/DEHAP yandaşlarının yalanlarına ortak olarak, Demir Çelik’e karşı benim güya suni infialini körükleyerek alevi-suni uyuşmazlığını canlandırmaya çalıştığımı ima ediyor. Bunu da alevi ortağı tarafından öldürülen bir suninin akrabalarının, bu alevinin kardeşine yaptıkları misillemeye bağlıyor. Halbuki Varto da alevi-suni çelişkisini rahmetli dedem İnaqlı Zeynal Abidin, Cıbranlı Halit beyle birlikte 1918 yılında kızını alevi Avdelan aşireti reisi Usıvê Seyithan’ın oğluna-Varto eski belediye başkanı Nazım HAN’ın amcasına- vererek alevi suni çelişkisini ortadan kaldırmıştır. Aynı şekilde o öldürme olayında Sayın Christopher’in zihniyetinde olanlar, meseleyi alevi-suni eksenine çekmeye çalışırken, bizzat ben ve akrabalarım Nazım Hanla birlikte alevi ileri gelenlerinden Bingöl Öztürk, Hasan Bilgin, Yılmaz Ballıkaya, Yusuf Kaya, Cemal ve Hüsamettin Akhan gibi birçok alevi kanaat önderini yukarı çarşıdan alarak, aşağı çarşıdaki taziye evine götürmüş, öldürülen suni şahsın ruhuna bir fatihe okutarak meseleyi bu eksenden uzaklaştırmıştık.
Bay Kristopher, Varto da öldürülen PKK militanlarının cenazesine bile katılmamak için köşe bucak saklanan HADEP’liler ve Demir Çelik için “Varto’yla bağlantısı olmayan PKK gerillalarının cenazelerine katılmak için uzun yolculuklar yapan” biri olduğu yalanını uydurarak, tamda “Kürt halkının kanı ve gözyaşını siyasete alet etiğini” unutmuş ve kitabın 286. cı sahifesinde utanmadan akrabalarımı ve destekçilerimi irikıyımlı saldırganlar olarak değerlendirmiştir.
Bay Kıristopher’ı, 2007 genel seçimlerinde Varto’da yapılan AK Parti mitingine ben davet etmiştim, ama kendisi daha önce Ermenilerin yaşadığı Onpınar(Emera), Çayçatı(Göndemir), İlbey(Dodan) Kaynarca (Baskan) gibi köylerde define aramaya çıktığı için mitinge katılmadı. Bir gün sonra parti binasında ziyaretime geldiğinde yanımda Nazım Han beyefendi de vardı. İkimiz Varto ile ilgili olarak kendisine detaylı bilgi verdik. Nazım bey CHP’nin Dersim ve Koçkirideki alevi katliamından, benim ve AK Partinin Varto’daki hizmetlerinden bahsedince yüzü renkten renge giriyordu Ona göre bir alevi ancak bir Alevi’ye destek verebilirdi, bir suniyi desteklemesi abesle iştigaldi. Aslında yazarın kitabının 292. Sahifede Nazım beyi anlamakta zorlandığı nokta, tamda buydu.
Yazar, kitabın 292 ve 294 sahifelerinde Seçim günü emniyetin arabasıyla sivil giyimli Polis müdürü ve askerlerle birlikte köy ve mahalleleri dolaştığını, askerlerle birlikte köylerde okulların onarılması sözünü verdiklerini, asker ve polislerin, aynasız Erkan, bebek yüzlü müdür gibi lakaplarını bilecek kadar onlarla içli dışlı çalıştığını yazıyor.

AK Partiye ve bana olan düşmanlığını kitapta kusan bay Kristopher, DEHAP’a ve Demir Çelik’e olan sempatisini her fırsatta dile getirdiği halde polis ve askerlerden bu denli ilgi, alaka ve yardım görmesi son derece düşündürücüydü. Benimle olan karşılaşmasını anlatırken “şavalakları birden ortaya çıkıp mafya gibi karga tulumba arabasına almışlardı beni” diyecek kadar pervasızlaşıyor, kocaman bir yalan söylüyordu.

Halbuki bir akşam üstü beni aramış evde olduğum için tanışma bahanesiyle ilçe merkezindeki evime gelmişti. İlk karşılaşmamız da hanımım Zübeyde HAN’ın dışında yanımızda kimseler yoktu. İkinci karşılamamız ise seçimden birkaç gün sonra AK Parti binasında olmuştu ve Nazım HAN’ın dışında yanımızda hiç kimseler yoktu.
Peki bay yalancı misyonere sormak gerekir, ilk karşılaşmamız benim evimde, ikinci görüşmemiz parti binasında ve yanımızda hiç kimse olmadan gerçekleştiğine göre “şavalak” olarak nitelendirdiği akraba ve adamlarım neredeydi? Kim seni karga tulumba arabaya attı? Bu kadar yalanı bir araya nasıl getirebildin? Sayın yazar Benimle İnaq köyünde karşılaştığını yazıyor, oysa ben seçim günü oy kullanma dışında Varto’daki evimden dışarı bile çıkmadım.
Bay yazar, Varto ve köylerini şu veya bu parti yandaşı olarak değerlendiriyor ve kimi şahısları ihbar, kimilerini de hiç hak etmediği ajanlıkla itham ediyor. Oysa kendisi bir ajan olarak ta Londra’dan kalkıp memleketimizde fesatlık çıkartmak, Kürtleri ve insanlarımızı birbirine düşürmek, mezhep çelişkisi ve yurtseverlik üzerinden bir algı operasyonu yaratmak üzere gelmiştir.
Anlaşıldığı kadarıyla Bay Christopher’in Varto’ya gelişi tam bir misyonerlik faaliyetidir. Yalnız misyonerler devletten gizli olarak çalışırlar, fakat bu zat devletin polisi ve askerlerinin yanı sıra PKK/DEHAP çevreleriyle çok içli dışlı çalışmaktadır. O zaman acaba bu müsvedde adam FETO/PKK işbirliğinin o yıllardaki organizatörü olarak mı ilçemize gelmiştir? Veya yukarıda da belirttiğim gibi bu şahıs sırf Kürtleri birbirine düşürmek için bir takım yalanlar uydurmakta, alevi suni çelişkisini körüklemekte, sol ve stalinist zihniyetlileri yurtsever ve bağımsızlıkçı, şiddeti tasvip etmeyen dindar milliyetçi muhafazakar Kürtleri de karşıt bir kategoride sistemin savunucuları olarak göstererek kişileri yılarca birbirine kin besleyecek bir duruma getirmeye mi çalışmaktadır? Ama unutulmamalıdır ki Varto halkı kültürel yapısı ve tarihten gelen tecrübesiyle bu aşamaları çoktan geride bırakmıştır.
Sonuç olarak bay christopher’in kitabı çelişki ve yalanlarla doludur kıymetli yazar eğitimci Ömer Özmen’in dediği gibi yazar tarafgir bir bakışla Kürt tarihi hakkında çok yanlış değerlendirmeler yapıyor. Kobaniye Kürt çocuklarını çöp arabasıyla ölüme taşıyan zihniyeti kahraman, Kadir Aktaş gibi yiğit bir kasaba kabadayını ajan olarak göstermesi tam bir garabet örneğidir. Namuslu ve dürüst Vartolular olarak bu misyonere karşı takınacağımız tavrı hep birlikte tespit ederiz ki günün birinde kendisiyle karşılaştığımızda yüzüne tükürecek bir hakkımızın olduğunu bilmiş olsun. Değerli Ömer Özmen’in bu konudaki yazısına tamamen katıldığımı belirtir yazıyı olduğu gibi aşağıda alıntı olarak yayınlıyorum.

Saygılarımla 15.11.2016
Abdulbari HAN-Varto eski Bel.Bşk

Lämna ett svar

Pin It on Pinterest