İsmail Hakkı Başdağ: Kur’an Okunduğu Zaman Dinlemenin ve Susmanın..

Araf s. 204. Ayeti : Kur’an Okunduğu Zaman Dinlemenin ve Susmanın Hayat İçindeki Anlamı. Kur’an’ın bazı ayetleri , Muhammed (a.s) ın vefatı sonrası, asıl mesajı içeren anlamlar yerine , farklı yönlere çekilmek sureti ile anlam kaymasına uğratılarak , hayatın merkezine hitap eder olmaktan çıkarılmış,  mistik hikayeler , ön yargılara kurban edilen , rivayetleri onaylayan , güzel sesli hafızlar tarafından okunduğunda ağlanması gereken , ağlayamayanlar için ise ağlıyor gibi rol yapması gereken ayetler  haline getirilmiştir.


Yazımıza konu edeceğimiz Araf s. 204. ayeti , böyle bir anlam kaymasına kurban edilen ayetlerdendir . Kur’an okunduğunda dinlenilmesinin ve susulmasının sadece literal olarak anlaşılması sonucu , Kur’an okunurken gıkını dahi çıkarmayanların bir çoğu , bu kitabın bazı hükümleri dile getirildiğinde hop oturup hop kalkarak, ”Ama kardeşim …….” şeklinde bir çok itirazlar sıralayarak , okunduğu zaman dinlemek ve susmaktan kast edilen asıl amacı ötelemektedirler.[007.204] Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.

Bu ayetin literal anlamı , bir kimse tarafından Kur’an okunduğu zaman susulması ve dinlenilmesidir. Bu anlam elbette doğrudur ,Kur’an okunduğu zaman dinlenilmeli ve susulmalıdır. Ancak bu ayet sadece cami veya belirli yerlerde , güzel sesli kariler tarafından okunan Kur’an’ın dinlenilmesi ve okunurken susulması ile sınırlandırılarak , verilmek istenen asıl mesajı arkaya atılmıştır.

Bu ayetin asıl mesajı ne olabilir ? .

Bu kitabın indiriliş gayesi , insan hayatını tevhit merkezli bir düzene koymak , şirk’i hayattan atmak amacına dayalıdır. Ayetleri sadece sesi güzel hafızların okuması sureti ile ağlamak veya ağlıyor görünmek için indirilen bir kitap değildir. Bu kitap insan hayatını yönlendiren , hayatı içinde karşılaştığı sorunlara yol gösteren bir kitap olup , sadece Arapça metninin okunması ile sevap umulan , ambalajı kutsanan , tabiri caizse bir put muamelesi görmeMEsi gereken bir kitaptır.

Bu kitap , insanları sadece Allah (c.c) nin ilah ve rab olarak bilindiği bir sisteme dayalı hayat sürülmesi gerektiği beyan eden , onun dışındakilerin kendi alanına girmesini ”Şirk” olduğunu beyan ederek , bu kitabın rehberliğinde sürülen hayatların dünya ve ahirette kurtuluşa ereceğini beyan etmektedir.

Kur’an okunduğu zaman dinlemek ve susmak hayat içinde nasıl anlamını bulur ?.

Kur’an okunduğu zaman dinlemek , okunan ayetlerin bizlere dair olan emirlerini anlamak , susmak ise ayetlerin hilafına söz ederek ”Ama kardeşim …….” diyerek bu kitaba muhalif söz ve fiilde bulunmamak anlamındadır.

Müslümanlar olarak hepimiz okunduğu zaman Kur’an’ı dinlemekteyiz , ancak okunduğunda susma eylemi maalesef bir çoğumuzda gerçekleşmeyerek , Kur’an’ın beyan ettiği bir hüküm bizim hayatımızda yer  bulmamakta ve akidevi konularda ve sosyal hayatta , başkaları tarafından vaz edilen bilgiler ve hükümler tercih edilmektedir.

Bir çoğumuzun malumu olduğu üzere , itikadi konular bazında olaya baktığımızda , Araf s. 204. ayetindeki emrin hayat içinde yerini pek bulmadığı görülecektir. Bugün din adına ortaya konulmuş bir çok görüş ve fikir , Kur’an kaynaklı değil , rivayet kaynaklı olup , bu konuda büyük bir çatışma yaşanmaktadır.

Rivayetler kanalı ile din adına gelen bilgilerin bir çoğu, Kur’an ile çelişki arz etmesine rağmen , yüzyıllardır İslam dünyasında karizmatik bir yapıya büründürülerek , dokunulmazlık atfedilen kişi ve kitaplar tarafından ortaya konulan din algısının oluşturduğu inanç ve düşüncelere ,  Kur’an delil gösterilerek yapılan itirazlar bir kısım Müslüman tarafından ” Ayet var diyorsun ama hadis var kardeşim” gibi itirazlarla, ve sert tepkilere neden olmaktadır.

Kur’an okunurken en küçük bir ses çıkarmamak konusunda son derece titizlik gösteren bu kimseler , din adına bildiklerinin yanlış olduğu, Kur’an referans gösterilerek ispat edildiğinde , bu yanlışları ortaya koyan kişilere karşı hakaretvari ve aşağılayıcı cümleler kurmaktan dahi geri durmamaktadırlar.

Bugün İslam dünyasında yaşanan düşünce sorunlarının temelinde, Araf s. 204. ayetinin hayata yansıtılmamış olması yatmaktadır. Her konuda hakem olması gereken bir kitap, duvarlara asılarak dokunulmaz ilan edilmiş , onun yerine beşeri kaynaklı rivayet kitapları hakem olarak ihdas edilerek , vahiy merkezli bir dinden , kişi merkezli bir dine geçilerek , ihtilafların bitmediği bir din ortaya çıkarılmıştır.

Eğer Müslümanlar Kur’an okunurken dinlemeyi ve susmayı , kitabı doğru anlamak, hayata geçirmek ve onun sözünün üzerine söz koymamak olarak anlamış olsalardı , bugün dinde bu kadar çok başlılık sorunu çıkarak, binlerce fırkaya bölünmüş bir topluluk ortaya çıkmazdı.

Kur’an okunurken dinlemek ve susmak, sadece itikadi alana dair konularda değil , bu kitabın sosyal hayat dair hükümleri olması ve bu hükümlerin hayat alanında hakim olmasının gerekmesi nedeniyle de şarttır.

Kur’an bilindiği gibi yaşanan hayatları tevhit merkezli bir düzenlemeye tabi tutan kitaptır. Allah (c.c) yi tek ilah ve rab olarak gören bir yaşam önerisi, Kur’an’ın asıl mesajıdır. İnsanların fıtratları gereği doğan birlikte yaşama gereği , bu yaşamanın getirdiği bir takın sorunları da beraberinde getirmiş , bu yaşamanın belirli kurallar dahilinde olmasını gerektirmiştir.

Allah (c.c) insanların ilah ve rabbı olmasının kendisine vermiş olduğu hak ile , tarih boyunca elçi ve kitaplar göndererek , kullarının hayatlarını düzenleyecek kurallar beyan ederek , bu kurallar üzere yaşamanın dünya ve ahiret mutluluğuna sebep olacağını haber vermiştir. Kur’an , en son inen kitap olarak , insanların yaşamlarını nasıl bir sistem dahilinde sürdürmeleri gerektiğine dair bilgiler içermektedir.

Bu kitabın bugün sosyal hayat içinde hakim olması konusunda bir takım kimselerden yükselen farklı itirazlar , Araf s. 204. ayetinin hayat içinde anlamını bulmaması demektir. Yaşadığımız çağın getirdiği gereksinimlerin, Kur’an hükümlerinin artık uygulama safhasına konulmasının imkansız hale getirmiş olduğu , beşer kaynaklı sistemlerin , Allah kaynaklı sistemden daha yaşanabilir hükümler vaz edebileceği düşüncesi , kendisini Müslüman olarak ifade eden insanların dilinde bile dolaşıyor olması , maalesef günümüzün acı bir gerçeğidir.

Kur’an’ın sosyal hayat içinde işlevinin artık olamayacağına dair getirilen her türlü iddia , onun okunduğunda dinlenilmeMEsi ve susulmaMAsı anlamına gelmektedir.

Sonuç olarak : Araf s. 204. ayeti , Kur’an ayetlerinin konuştuğu yerde dinlenilmesi ve susulmasını emrederek , başkasının konuşmasına artık meydan bırakmamaktadır. Ancak ayetin sadece literal anlamı Müslüman hayatında yer bularak , hafızların okuduğunda dinlenilmesi ve susulması olarak anlaşılmak sureti ile dar bir alana hapsedilerek , bu ayet anlam kaymasına uğratılmıştır.

Kur’an itikadi alanda tek söz sahibi olması gereken bir kitap muamele görmesi gerekirken , geri plana atılmış , itikadi alanda söz sahibi olma hakkı, başka kitaplar  ve kişilere verilmek sureti ile , bu kitap dinleniliyor gibi görünen , fakat gerçekte dinlenilmeyen, ve okunduğu zaman susulmayan bir kitap durumuna düşürülmüştür.

Bu kitap, sosyal alanda da hükümler vaz etmesi nedeniyle, okunduğu zaman dinlenilmesi ve susulması gereken kitap olarak muamele görmesi gerekirken , bir takım gerekçelerle bu kitabın hayat içinde artık hüküm süremeyeceği , hüküm sürmesi gereken başka kişi ve kitapların hükümleri olduğunu iddia etmek , bu kitabın dinlenilmemesi ve okunmaması anlamına gelecektir.

Araf s. 204. ayetinde emredilen , Kur’an okunduğu zaman dinlemek ve susmanın hayat içindeki anlamı , bu kitabın insana dair olan emirlerinin , başka kişi ve kitaplar tercih edilmek suretiyle arkaya atılmaması , yaşamın her alanında hakem kitap olarak muamele görmesi ile gerçekleşecektir.

                                        EN DOĞRUSUNU ALLAH (C.C) BİLİR.

kuranimuminceanlamak.blogspot.se

Lämna ett svar

Pin It on Pinterest