Abdulbari YALÇIN: 15 TEMMUZ SONRASI VE BAŞKANLIK (1)

15 TEMMUZ SONRASI BAHÇELİ YERİNİ SAĞLAMLAŞTIRDI

Burada Devlet Bahçeli’nin ne dediğini iyi okumak gerekli. Bahçeli’nin sözlerinde “Başkanlığa evet” gibi bir ifade yok. Sadece “Bunu halka götürelim” diyor. MHP, 15 Temmuz öncesinde kendi içinde ciddi bir tartışma yaşadı. Bahçeli’nin liderliği tartışıldı. 15 Temmuz, Bahçeli’nin yerini sağlamlaştırdığı ve MHP’deki bu değişimin artık imkansıza döndüğü bir süreci de beraberinde getirdi. Fakat bence daha önemlisi “Yenikapı Ruhu” olarak adlandırılan birliğin devamlılığını sağlaması, seçmenler nezdinde büyük bir beğeni topladı. Hem kendi seçmeni hem de AK Parti seçmeni nezdindeki bu beğeni, Bahçeli’ye bir motivasyon getirdi.

MHP YÜKSELİŞE GEÇTİ

Sahadan gelen veriler MHP’nin bir yükseliş trendinde olduğunu gösteriyor. Bu yükseliş şu anda onu ana muhalefet yapacak düzeyde değil. Radikal bir yükselişten bahsetmiyoruz, birkaç puanlık bir yükseliş var. 15 Temmuz’dan önce MHP kendi içindeki tartışmalar nedeniyle barajın altına geçmişti.

AK PARTİ BAHÇELİ’NİN İTİRAZ ETMEYECEĞİ ÖNERİYLE GELECEK

Ben Bahçeli’nin AK Parti’ye “Çalışıp getirsinler, Meclis’te görelim, halka gidip soralım o halde’’ demesinden AK Parti’nin MHP’nin karşı çıkmayacağı bir teklif getireceği kanaatini edindim. AK Parti’nin Anayasa değişikliği önerileri, MHP’nin hassasiyetlerini korursa, MHP’nin başkanlığı desteklemesi bile söz konusu olabilir. Güçlü bir ‘’checks and balances’’ (denge ve denetleme) sistemi olur ve MHP ikna olursa tabanına “Bizim sayemizde değişiklik oldu, istediğimizi yaptırdık, diktatörlük olmayacak, bu nedenle hayırdan vazgeçtik” de diyebilir.

Bahçeli “Engel olamıyorsam bari belirleyici” olayım stratejisi izliyor. Benim izlenimim bu hassasiyeti AK Parti de görüyor. Bence AK Parti, Bahçeli’nin itiraz etmeyeceği bir öneri ile gelecek. Bahçeli’nin Başkanlık için çıkıp oy istemeyeceği ama yüksek sesle hayır demeyeceğini de öngörmek mümkün.

15 TEMMUZ SONRASI GRİ ALANLAR OLUŞTU

Şu anda gri alanlar olduğunu yaptığımız araştırmalar bize gösteriyor. Yüzde 50-50 artık bozuldu. Çünkü o gece herkes şu soruyu sordu? “Acaba 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan dışında bu ülkede önderlik eden ‘X’ bir kişi olsaydı ne olurdu?” Bu soru zihinlerde cevaplandı. Yüzde 70 dolayında, “Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasaydı bu darbenin bu kalkışmanın sonuç alacağı” sonucuna varıldı. Buradaki popülarite ve beğeni Cumhurbaşkanı Erdoğan nezdinde karşılık buldu. Bu son yıllarda AK Parti ve doğal lideri için çok önemli bir gelişme diyebiliriz. 15 Temmuz öncesinde ya aşkla bağlanılan ya da nefret edilen bir lider vardı. Oysa bugün gri alanlar oluştu. Yaptığımız araştırmalar bize gösteriyor ki Erdoğan’a oy vermeyecek ama ona nefretle bakmayan bir ciddi bir kitle oluştu.

SİSTEM İYİ ANLATILIRSA…

AK Parti sistemi tartıştırırsa, konunun Erdoğan sonrası için de önemli olduğuna kamuoyunu ikna ederse Cumhurbaşkanlığı seçiminden daha yüksek bir oranda başkanlık referandumu sonuçlanabilir. Çünkü 15 Temmuz öncesinde AK Parti içinde de Başkanlık sistemine karşı ciddi bir kitle vardı, şimdi bunlar blok olarak evet diyecek. Sistem iyi anlatılırsa bahsettiğim gri alandan da destek gelir ve referandumdan evet çıkabilir.

BAŞKANLIK SİSTEMİNE “EVET” DİYENLER AÇIK ARA ÖNE GEÇTİ

15 Temmuz sonrasında başkanlığa destek yüzde 50’nin üzerine çıktı. 15 Temmuz öncesinde araştırmalarımızda hep başkanlığa karşı olanların oranı taraftar olanlarla hemen hemen aynıydı. Bu durum ilk defa değişti. 15 Temmuz öncesinde başkanlığa destek oranı 45-50 bandında seyrederken karşıtlık oranıda yüzde 45-50 bandında seyrediyordu. Arada yani benim gri alan olarak tariflediğim yerde kalanların oranı çok düşüktü. Bugünse destek oranı çok büyük bir artış göstermese de karşıtlık oranında ciddi bir düşüş var. Başkanlığa destek oranı yüzde 48 civarında gözüküyor şu anda. Karşıtlık oranı ise yüzde 38-40 bandında. İlk kez başkanlığa olan destek, karşı çıkanların açık ara önüne geçti. Arada yüzde 10’luk gri alandaki seçmen belirleyici olacak. Fikri olmayanlarda yüzde 2-3 bandında fikri olmayanlar  yüzde hesabına konmuyor, zira onların seçime katılmayacağı öngörülüyor. Bu durumda yüzde 10 civarı henüz kararını vermeyen seçmen var. Bu seçmen ikna edilmeyi bekliyor. Kararsızları dağıttığımızda başkanlık sistemi referandumu rahatlıkla geçiyor gibi gözüküyor.

ABDULBARİ YALÇİN